25 Aralık 2013 Çarşamba
BIRAKTIM
Uzağındaymışım gibi tanıdık bi yabancıymışım gibi artık sana göre yokmuşum gibi davranmana dayanamıyorum. Yaralandım, dingin bi akşamın serinliğinde gözlerinde yok oluyorum usul usul. Zamana rengini veren kalbinde kendime yer bulamıyorum artık zamansızlığına sövüyorum gidişinin. İçime içime üfüren soğukluğunda buz tuttum, üşümem geçmedi, tüm ısınmalarım yalanmış meğer sensiz yokluğunda. Boğazıma çöküyor sonra avuçlarının hayali, ödünç ver dudaklarını ödünç ver sesini. Geçimsizliğim sensizlikten, gidişinden, alçaklığından. Karışıklığıma geldin şimdi yalnızlığıma gidiyorsun beni de alıp yanına gidiyorsun. Uzanıp tutsaydın düşümüzü, bozuk şimdi geçmişimizden yapılma tüm hayallerimiz. Ben yokmuşum gibi davranmana dayanamıyorum tüm iyi günlerimizi unutmana dayanamıyorum benim unutamayaşıma dayanamıyorum. İttin elinin tersiyle iyi günlerimizi, arkasına saklanıp lanet gururunun kaçtın bizden şimdi beni hiç sevmemiş gibi davranmanı kaldıramıyorum. Gelemiyorum sana, gidemiyorum senden, kaçamıyorum da bekleyemiyorum sensiz tek bi günü bile geçiremiyorum artık yapamıyorum. Islanan kirpiklerimde hayalin üşüyorum donuyorum. İzledim uzakları sıralamanı aramıza mesafeleri koymanı elim yüreğimde beni sevmeyişini izledim. Şimdi tükendim bıraktım kendimi sende seni de içimde öylece ikimize bıraktım....
22 Aralık 2013 Pazar
BAŞKALARINI
Tırnak içine aldım dediklerini, sonralarıma kazıdım öpüşlerini, sildin süpürdün bizi kalmadık birbirimizde kötü anlarımızda kaldığımız kadar. Hiç ettin bizi, paramparça ettin, alçaksın çürüttün içimizi, rezil ettin duygumuzu, sevişe sevişe kahrettik birbirimizi. Yapma tutma yapma bakma yapma dokunma daha fazla...yalnızlığını ruhuma sattın tenime kazıdın tenini şimdi unut diyorsun, şimdi ben gidiyorum sen kal diyorsun acı içinde kıvran Allah belanı versin diyorsun. Bitiyorum görmüyorsun, ölüyorum bilmiyorsun. İçime içini sindirdim ben gidişine en sağlam küfürümü ettim beklemekten de vazgeçtim gelme. Gidemediğin yollarımın hepsinin canı cehenneme nefret ediyorum kendimden mutlu ol, öptüğün ben değilim tuttuğun el benim değil kahroluyorum perişanım mutlu musun şimdi... Yazık rüzgarında oradan oraya savruldum yazık ettin bize, peşi sıra geldi şevişmelerimiz bizi bitirdin bitiremedin kimsesizliğimizi. Çıldırasıya öpüştük terkettin oysa bizi şehvetimize yenildik kopamadın tenimden koptuğun aşkımıza inat kopamadın dokunuşlarımızdan. Oysa parmaklarımı kesiyordu benim olmayışın, başkasına sevgilim deyişin, derimi yüzüyordu içinin içime kapanıklığı kaburgalarımı kırıyordu umursamazlığın bana karşı. Şimdi git başkalarını öp şimdi git başkalarını umursa şimdi git başkalarını sev...
21 Aralık 2013 Cumartesi
SABAHA KADAR
Bir yetmişlik rakı olsa sabaha kadar içerim gibime geliyor, sabaha kadar seni düşünerek içerim, zil zurna sarhoş olana kadar, içimdeki seni yerli yersiz her yere kusana kadar içerim. Sonra unuturum belki seni, sarhoşluk unutturur seni, faydasız ne kadar bilgi varsa dökülür zihnimden belki. Ya da ortalık sadece sen olur, sadece senden bahsederim kâh ağlayarak kâh kahkaha atarak. Sonra devam ederim içmeye anlata anlata seni içerim kusarak içimdekileri seni yine içerim. Sırtını döndüğün hayallerimize içerim, ikimizin olan hiç bir şey kalmadı, yüzüme bak... Bakmalısın, bırakmalısın geride olanları ya da beni bırak, bi kere daha bırak, öncekinden daha alçakça bırak daha acıtarak bırak, biliyorsun daha da acıyacak içim. Hadi bi kere daha bırak beni sonra arkanı dönüp bizle ilgili hiç bi şey düşünmeden defol git yanımdan, sol yanımdan. Bi yetmişlik rakı olsa sabaha kadar içerim gibime geliyor, sabaha kadar seni unutana kadar, canımın acısı geçene kadar....
Şimdi bi yetmişlik rakı olsaydı sabaha kadar içerdim şuan içtiğim bardak bardak kola yerine...
Şimdi bi yetmişlik rakı olsaydı sabaha kadar içerdim şuan içtiğim bardak bardak kola yerine...
7 Aralık 2013 Cumartesi
23 Kasım 2013 Cumartesi
GEÇMEYECEK
Terkettin sonra, geçeceği yok bu acının. Ağladım, rimelim aktı, saatlerce ağladım, zulüm ettin bana. Geçeceği yok; geçmeyecek senin zamanın bende, benim sende geçen zamanıma inat. İçime içime batacak acı, sende izim bile kalmayacak, bende acısı geçmeyecek senin bıraktıklarının. Terkettin sonra, tüm sonralarımı bıçaklayarak, gittim gittin. Terkettin bizi, gökyüzü senin olsun bana karanlık sadece artık gök. Acısını hissettiğim her anımdan sorumlusun, perişanlığımdan sorumlusun, bana bi kalp borçlusun üstelik. Geçeceği yok bu acının, geçmiyor boğazımda düğümleniyor, tenime kazındı bi kere silinmiyor, geçemiyorum bizden. Terkettin sonra, sanki hiç biz olmamışız gibi sanki hiç beraber olmamışız gibi sanki ellerimiz değmemiş gibi birbirine, tenin tenime değmemiş gibi, sanki hiç sevmemişiz gibi terkettin gittin.
17 Kasım 2013 Pazar
HELAL OLSUN
Belki de senin beni sevmeye zamanın yoktu ya da zamanında birini çok sevmiş unutamamıştın ya da ne bileyim gerek görmemiştin beni sevmeyi. Sevmemene üzülüyorum, kırılıyorum kaderime, sen de bi parçam kaldı oysa, ellerinde avuçlarında, o parçaya sıkı sıkı sarılıp beni sevme ihtimalinle yaşıyordum oysa. Geri kalanıma sen de kalanıma uzaktan bakmana dayanamıyorum. Bunlara zamanım yok dedin hoyratça. Peki dedim. Hayatına kimi sokacaksan da ona helal olsun, başkasını sevmeye zaman bulacaksan sana da helal olsun.. Olsun benden daha iyilerine layıktın belki ya da benden daha kötülerini hak ediyordun. Umrundaysa eğer gücüme gitti dediklerin, doğrudur küstürdün beni sonralarıma, senin bana ayıramadığın zamanlarıma. Uzanmıştım oysa hayatına iznin olmadan, belki de bu yüzden kızamıyorum çiğnemene beni; bu yüzden kızgınlığım sadece kadere, kadersizliğime. Ziyan olsun bırak sen de kalan parçam da öylece...
9 Kasım 2013 Cumartesi
SONRASI
Sırası gelmişken söyledim sana tüm diyeceklerimi bi anda tek bi cümlede. Tutmadın diye elimi kızmıyorum sana, içinden gelmedi diye sokulmak bana kızmıyorum sana, bitti diye kızmıyorum suçlamıyorum seni. Elimizden gelmedi ki başka türlüsü yapamadık ki birlikte, tamam oldu derken çıktı hep bi eksik. Aramızda yaşananlara ağlayan birileri var. İçimizde ayrıldığımıza üzülen biri var, ayrılmayı bile beceremiyorduk ya, elimi tutmadın diye kızmadım sana, biliyorum ki biraz sonra öyle sarılacaksın ki bana kemiklerimiz birbirine geçecek kokun kokum olacak. Beni sevdiğini söylemedin diye de kızmadım sana biliyorum senden duyacağım tek şey beni sevdiğin olacak sonraları ve sonraları biliyorum ki bugünden daha güzel olacak ikimiz için.
20 Ekim 2013 Pazar
KAPI
Açılır kapıları sana gelmenin, senden gitmenin de zamanı gelmişti belki, belki de zamansızdı, şimdi hiç kimse umrumda değil senden başka. O kapıdan çıktım bi kere arkamdan sımsıkı kapattın ama zorluyorum işte tüm kapılarını senin olmanın ne olur geri çevirme beni, sensiz kaldım çok, yokluğunla kaldım çok, çok dağıldım toparlanamıyorum. Katısın, yüreklisin çok, affedilmeye ihtiyacım var, perişanım da, kızgınsın, gururlusun çok, yabancısın sanki artık bana, üstelik birbirine değmiyor ellerimiz artık. Uygunsuz düştük birbirimize belki, azımsanmayacak kadar da çoktu anlaşamadıklarımız paylaştıklarımız kadar hem de..
23 Eylül 2013 Pazartesi
SENİ ÖZLEDİM
Haklısın, düşündüm de iyi bi başlangıç yapamadık aşkımıza. Daha iyi olabilirdi, ama seninle deli gibi kavga etmek istedim, kavgacı ruhumu uyandırmanın suçlusu ben değilim şüphesiz. İyi bi başlangıcı hak ediyordu aşkımız çıldırasıya severken biz birbirimizi, bu kadar çok ve bu kadar iyi severken birbirimizi kesinlikle iyi bi başlangıcı hak ediyorduk. Umurumda değil kavgalarımızın her anını özledim. Umurumda değil seninle anlaşamamayı özledim, umurumda değil ojemin rengini beğenmeyişini özledim, umurumda değil yanımda olmanı özledim. Kırılgan ruhuma kırıcı darbelerini özledim, derimi kazıyıncaya kadar duygularımı jiletlemeni özledim, psikopat mıyım? Hayır. Seni özledim. Başlangıçların canı cehenneme, gel hadi filmdeki gibi tekrar en baştan tanışalım, tekrar aşık olalım birbirimize. Bak bizim şarkımız çalıyor? Haklısın bizim bi şarkımız yok, umurumda değil her şarkı artık bizim şarkımız. Seni özledim..
13 Eylül 2013 Cuma
BİTİYORUZ
Delirmeye hevesli her anımız, unutulmamak için daha fazlasını istediğimiz için bu haldeyiz, ayrılıyoruz bitiyoruz gidiyoruz. Ölüyoruz, bak bu cenaze töreni bizim için. Tabuta biten aşkımızı koydular ıssız bi mezarlığa gömülecek şimdi üzerine bi kaç avuç toprak atıp uğurlayacağız aşkımızı sonsuzluğa. Kemiklerimize yapışan acıya inat ayrılıyoruz, giden aramızdakiler, giden düşlerimiz, giden lanet olası sözlerimiz birbirimize verdiğimiz. Çıldırmaya hevesli her anımızı boğazlıyoruz şimdi, sevişmeye hevesli tüm hücrelerimize kazındı ayrılığımız, dudaklarında vedalar, avuçlarımda talihsiz bi hoşçakal. Biten biziz, biten sensin, biten benim, biten aşkımız, biten içimizdekiler. Bu yüzden hayata yenikliğim tüm yosma sevişleri içime sindirmemden. İçimi kemiren kahrolası anılar, üzerime düşen gözlerin, soyundum sana şimdi böyle gönderme beni, çırılçıplağım sensiz, çekip alma kendini üzerimden. Daha fazlasını istedik, aşkın daha fazlasını, sevişmenin daha fazlasını bu yüzden bu haldeyiz. Sürükleniyorum peşinden elimde değil perişanım elimde değil, daha fazlasına sahipken hayallerle kalmak koyuyor. Fahişe bi hüzünle sevişiyorum senin ellerin tenimdeyken. Boğazına çöküyoruz şimdi tüm anlarımızın, birbirine değen düşlerimizi bıçaklıyoruz, sadece çok sevdiğimiz için bu haldeyiz, ayrılıyoruz gidiyoruz bitiyoruz....
ÇÜNKÜ
Sonra bi iyi geceler demesi için uyumadığın günler olur, vakti dolmuş bir aşkın tezahürleriymiş bunlar pusuda yatan sinsice meğer. Gerçekleşemeyen hayallerimizin içine sızan kabuslarımızmış büyüyen içimizde. Aşkın heyecanını kaybettiğimiz günden beridir acılar içinde kıvrandık, nefsimize mani olamadığımız tüm kötü düşlerimize merhaba dedik. Meğer sonuna yaklaşılmış olmanın verdiği değersizliklermiş üzerimize kokusu sinen. Tüm manasızlıklarına rağmen günlerimizi iyi geçti diye konumlandırmışız içimizde, oysa iyi giden ne varsa aramızda hep kötü bir şeylerin gölgesindeymiş. Arasını dolduramadığımız boşluklarımızda birikmiş yalanlarımız birbirimize söylediğimiz. Dokunuşlarımızda eriyen kalplerimiz, tutunamadığımız ne varsa hepsinin canı cehenneme. Her anımızın üzerini çirkinliklerimizle örtmüşüz örttük. Kemiklerime kadar işlemiştin oysa şimdi uzaksın, aynı şehirde bana uzaksın, bizden uzaksın. Can acıtan, bu uzaklığın bize. Uzak düşmüşüz bize çoktan, çaresiz gidiyorum peşinden bize dair her şeyin, çünkü hala dudakların dudaklarımda....
24 Ağustos 2013 Cumartesi
TUTMA
Beni sevdiğini söylüyorsun oysa çoktan başlamıştı ayrılığımız, şimdi bensiz yapamayacağını söylüyorsun ama aramızdan geçti gitti aşk.Kısa cümleler kurdun bize dair ilk gibiymiş son gibiymiş gibi yaşadığını söyledin aşkımızı, oysa uzun cümlelere ihtiyacım vardı, şimdi bitti aşk bilmiyorsun. Uzanıp dizlerime gözlerime bakıp sonsuzluktan bahsediyorsun oysa farkında değilsin ayrılığa aralanan kapı aramızda açıp çıkacağım birazdan, umurumda değil şimdi söylediklerin. Umurumda değil çok sevdiğin, iyi sevdiğin, beni sevdiğin, beni hep seveceğin. Elimi tutuyorsun gözlerime bakıyorsun, aşkını anlatıyorsun oysa çoktan bitti aşk görmüyorsun. Tutma elimi istersen daha fazla, birazdan gidecek olmam aramızda ki tek gerçek.
14 Ağustos 2013 Çarşamba
SADECE BU
Umutlarımız vardı ya seninle hani geleceğe dair, birbirimize dair, bize dair hem de bitmez tükenmez umutlarımız vardı. Sen de, sana değen değersiz anılarımız; ben de, saklanmaya değer bulunmuş anlarımız vardı ya ellerimizde un ufak olan. Sen de benim yarım vardı, diğer yarımı almaya yeltenmediğin; sonra ben de senin yaraların vardı, sarmayı beceremediğim. Kocaman bi düşümüz vardı ya hani beraber kurduğumuz yarınlarımıza dair, senin karanlık geçmişini bıçaklamış gömmüştük ya, toprak kokusunu unutamayışımız vardı. Tartıştığımız konularımız vardı önümüzde uzayıp giden hani bir türlü aklı başında davranamayışımız vardı. Delirdiğimiz huylarımız vardı hoşumuza gitmeyen, gitmedikçe deştiğimiz, deştikçe değiştiremediğimiz yine de aşık olduğumuz. Kurallarımız vardı hayatımızla ilgili, çiğnediğimiz kimi zaman, acısını hissettiğimiz. Yalanlarımız vardı birbirimize söylediğimiz, sonra birbirimize söylemeye çekindiğimiz sırlarımız vardı. Kötü şeyleri unutmuştuk ya geçmişimizle birlikte, hatıralarımıza saygısızlığımız vardı şimdi aramızda. Kıskançlığımız vardı aşkımızdan ileri gelen, bazen sevimli, bazen sevimsiz kırıcı. Sözlerimiz vardı ya birbirimize verdiğimiz her tartışmadan sonra, belki zorla söylenmiş belki içimizden gelerek söylediğimiz ama sonraki her tartışmada mutlaka unutulan sözlerimiz vardı. Hiç bırakmıcam seni deyişlerimiz vardı, sonsuza kadar beraber olucaz deyişlerimiz vardı. Eski bir şarkı sözünde geçen aşıklardan daha iyi olduğumuzu düşündüğümüz zamanlar vardı. Seni çok mutlu edecem sözüyle birlikte daha iyi olacağımızı hatırlattığımız zamanlarımız da vardı. Kırgınlıklarım vardı senin önemsemediğin, kızgınlıkların vardı yeterince dikkat etmediğim. Telaşımız vardı hayata dair birbirimize dair, upuzun bi yolumuz vardı önümüzde avuç içlerimin avuç içlerinde nemlendiğini hissettiğim sadece bu hissetmek istediğim....
23 Mayıs 2013 Perşembe
İÇİYORUM
Aşkın gerçek olduğuna inandırdığım günden beri kendimi yalnızım, senin verdiğin cesaretle esip gürlemişim hep aşk hakkında. Çekinmeden utanmadan hakkımızda konuşmuşum. Gelecek günlerden bahsetmene izin verdiğim günden beri yanlış bi hikayenin içinde oradan oraya savrulmuşum. Sana inandığım günden beri, aşka inandığım günden beri perişanım. Şimdi olmayacak hayaller peşinde amaçsız koştuğumu anladım sayende. Senin anlattıklarınla kendime bi yol çizmişim doğru, sen kendini o yolda benle yan yana yürürken düşünmediğin halde, seni yanımda o yolda düşlemişim. Elimi tutmanı yanımda olmak istemene bağlamışım, seni seviyorum cümleni kalbinden geçen sanmışım. Sana inandığım günden beri yalnızım ben, senin bana inandırdıklarınla, olmayacak hayallerimle baş başayım. Benim suçum sana inandım sana güvendim, hepsi benim suçum. Yerle bir etmeni izledim usulca inancımı aşka sana, sen arkanı dönüp giderken ben un ufak oluşumu izledim. Ellerimi yalanlarına bulaştırmışım dudaklarımı sahteliğine bulamışım. Masalına ortak olmuşum gerçek olacağını sanarak, aptallığıma içiyorum şimdi, sarhoşluğum yalanlarından, acımdan. Gideceğini düşünemedim, inandırıp beni gelecek günlere, yarınlara öyle saçma sapan düşlerinle bırakıp gidebileceğini düşünemedim, aptalım aptallığıma içiyorum şimdi.
10 Mayıs 2013 Cuma
GEÇMİŞ ZAMAN DİLİMİ
İlişki değilmiş bizimki, çok gerisinde kalmışız bu kelimenin senle biz. Uzakmış bize aşk aslında, bi güç savaşına dönüştürmüşüz ilişkiyi; mağduru oynamışız kimi zaman, kimi zaman da zalimi. Zalimlik yapmışız hep, farkına varamayışımızın kurbanı olmuşuz. Duygularımız törpülenmiş beraberliğimiz anlamını yitirmişiz en sonunda. Bitmesini usulca izlemişiz beraber, beraber yaptığımız tek kalan şey bu olmuş hatta. Uzun cümleler kurmaktan vazgeçmişiz, içinde bolca emir kipleri olan kısa cümleler kurmaya başlamışız. Mış mış mış şimdi seninle her şeyimiz geçmiş bi zaman dilimine yayılıp geniş zamana yayılamamanın acısında ızdırabında.
22 Nisan 2013 Pazartesi
ONLAR
Olsa olsa aşktır bu. Hayal kırıklığı fazla, hayaller fazla; onla ilgili, daha belli olmayan belki de hiç olmayacak bi hayat üzerine yapılan tüm planlar. Onla ilgili, ikimizle ilgili olsa olsa aşktır bu. Can acıtan konuşmalar ve sonra sonuna gelinmesi düşlerin evet hayal kırıklığı. Çünkü tüm erkekler aynıydı, çünkü sen ne kadar kusursuz olursan ol tüm erkekler aynıydı, aynı derecede umursamaz kalp kırmaktan zevk alan hepsi birer lanet piçti. Evet erkekler piçti.
SENSİZ AMA İYİ
Şimdi kırdığın kalbimden özür diliyosun, dileme, kırıldı artık neye yarar özür dilemen, buğulu sesinle tenime tenime işlemeye çalışma cümlelerini, sonra tekrar gittiğinde gitmeyecek izlerinle baş başa kalmak istemiyorum, çünkü unutmayı da başaramıyorum ben, seni geri çeviremediğim gibi. Durduğun, bastığın, çiğnediğin kalbimin üzeri; nasıl olsa beni affeder diye yaptıkların, sonra elinde bi şiirle gelmen, yoruldum seni affetmekten. Şiirlerini seviyorum bu yüzden affediyorum seni her seferinde, beni sevdiğini düşündüğümden değil. Beni sevmediğini biliyorum üstelik, neden yanımdasın, bırakıp bırakıp geriye dönmen neden? Yorulmadık mı sence de yeterince. sorduğum hiç bi soruya cevap vermemen, beni hep terketmen tüm bunlar artık yaşamak istemediğim şeyler. Bu sefer tekrar dönme bana, dönme sensiz daha iyi olacakmışım gibi geliyo. Hep yarım kalmadım mı bu ilişkide ben, sen başkalarıyla tamamlanırken, ben hep senin yarımınla yarım kalmadım mı? Artık yoruldum yarım kalmaktan, senin bıraktığın kırıntılarınla yetinmeye çalışmaktan yoruldum. Uzaktan daha güzel görünüyosun bana, ben senin uzağında daha iyi olacakmışım gibi hissediyorum artık, lütfen bu sefer geri dönme bana. Şiirlerini de istemiyorum, beni sevmeden yazdığın hiç bi şiirini istemiyorum. Geriye dönme bana geri dönme, içime içime üfleme nefesini, ellerini değdirme yüreğime, tenime, dokunma sesinle kirpiklerime, kokunu taşıyan cümlelerini bırakma dudaklarıma, terleyen avuç içlerini yanaklarıma bastırma, yapma bırak ben de artık iyi olayım sensiz ama iyi...
15 Nisan 2013 Pazartesi
lanett
tüm gerçek düşüncelerimi hiç bir zaman yazamıyacak olmanın lanetiyle yaşıyacam sonsuza kadar....
21 Mart 2013 Perşembe
GİTME
Kabul ediyo musun yenildiğini? Cesaretsizliğinden, hem de cevap verememe yeteneğinden okşamalara aynı şekilde, yenildiğini kabul ediyo musun? Etme, kabul etme biraz daha diren, içinde değilim içimde değilsin, bir zamanlardan kalma eski zamanlardan kalma anlarımızda içimdeydin... Şimdi manasız gelecek tüm sözcüklerim sana, senin için kurulmaya deliren; yüklemi olman için çıldıran tüm cümlelerim manasız gelecek. Yenildin, senin korkaklığına yenildik, şair yenildikçe daha çok seveceksin diyor, sopsuz bi duygunun uzantısında bir ağız dolusu öpüşmeye yenildin sen zihnimizdeyse tozlardan gökkuşağı. Biriktirdiğim hayale baktım o eski zmanlardan kalan, ahlaksızlık ettin, tüm küfürleri sıralamaya tekrar tekrar etmeye senin itelediğin tüm duyguları kamçılıyor şimdi senin yenikliğin. Senin yenikliğin bize, hayata değil. Bize yaptın bunu hayata değil hayatına değil bizim hayatımıza yaptın bunu, önce uzaklaştın sonra usulca kahpece enjekte ettin damarlarımıza yenikliğini. Trajik yanı da kalmadı sevmenin, içime girmenin, ahlaksızlığımıza sığınıp kader diye kadersizliğimize isyan etmenin. Gurursuzluğuma acı çektiriyorum aramıyorum sormuyorum seni, zaman aşımına uğradı tüm paylaşımlarımız üstelik kitlesi bizle sınırlandırılmış. Kabul ediyo musun şimdi yenildiğini? Senin korkaklığından, beyninin kirli yerlerinde çoğalan fahişe hücerelerinden bu haldeyiz, yalnızlığının yalan renginden bu solukluk. Her şey güzel olmayacak olmaması için dua etcem, senin cesaretsizliğinden, korkaklığından, kötü tüm düşüncelerinden yenikliğin. Gitme yenikliğini sevmeye kararlıydım....
17 Mart 2013 Pazar
İYİ Kİ!
Saat 3'e 5 kala tam da artık beklemeye değer görmediğim bi zaman diliminin içine girdiğimiz anda geldin. Geldin kocaman bi gülümsemeyle hem de. Tüm gidişlere selam olsun diyordu gülümsemen, öyle bi gelişti işte hesapsız kitapsız tüm olumsuz anlamlarına gidişin inadına olumlu olurlu geldin. Hayat durdu sandım, bu ana demir attı zaman ki senin zamanından benim zamanıma yayılan ılık kokunla etrafımızı sardı senin havan. Geldin çünkü tüm gidişlere hakkını vermeliydin öyle sakin sakin de değil gürültülü kulakları patlatan cinsten. Öyle geldin ki hiç gitmedin sandım, hiç terketmedin sandım, hiç ayrılmadık sandım. Yüzünde kocaman bi gülümsemeyle geldin, seni andıran tüm gidişleri öldürmeye geldin, bu zamana gömmeye, öyle geldin ki sırt dönmek imkansızdı, iskeleye koştum yüzünde kocaman bi gülümseme, ne iyi ettin de geldin diyebildim sadece sanki hiç gitmemişsin gibi. Saftım aptaldım işte böyle ben sersefildim gülümsemene denk geldikten sonra. Tüm acılarım silindi sandım lanet acınası hafızamdan, aptladım saftım, kocaman bi gülümsemeyle geldin, gittiğin hayat benimki değilmiş de geldiğin hayat benimkiymiş gibi geldin, iyi ki geldin tüm lanet gidişlerine borcun vardı ödeme yükümlülüğünü bana bıraktığın, iyi ki geldin...
SAYENDE
Üzülmek için nedenim yokmuş öyle diyorlar, daha ne kadar nedenim olması gerekir ki.. Çok büyük, yeterli nedenlerim var ama göremiyorlar. Mutsuz olmaya koşullanmışım, kendi kedimi mutsuz ediyormuşum hiç biri anlamıyor ki mutlu olmak için bi nedenim yok aslında buna üzülüyorum. Nerde hata yaptım bilmiyorum ki. Sonu güzel biten bi hikayem olsun istemiştim sadece, çok şey mi istedim? İnanmak istedim güvenmek istedim sarılmak istedim inatla sana. Sonra düşündüm de neyin trinbindeyim ya ben seviyorum dediğim kimseyi sevmedim ben, sevmekle ilgili sorunlarım var, yetişkinliğe erişmemiş çapı kendi çapımdan büyük meselelerim var benim. üzgün olmam gerek sanırım sevdiğimi söylediğim kimseyi sevmediğim için gerçekte, bunun için üzgün olabilirim evet kısa bi süre. Şimdi iyiyim işte üstelik senin sayende...
13 Mart 2013 Çarşamba
İKİMİZİN HİKAYESİ
En iyi hikayemi yazmak istedim çünkü içinde sen olacaktın, bu şimdiye kadar yazdığım en iyi hikaye olmalıydı ve sonunda mutlu olmalıydık. Bunu hakettiğimizi düşündüm, garip ama tam olarak bunu düşündüm. Sonra şiirlerini düşündüm; o güzel, temiz beyninin ürettiği şiirleri düşündüm, umulmadık biçimde aşık olduğum. Kendi kendime söz verdim en iyi hikayemi yazacağım çünkü içinde sen olacaksın çünkü bunu hakediyorsun. Sonra sana yaslanıp kokunu çekeceğim içime hem de oksijenim bitine kadar. Senle karşılaştığımız günden beri düşündüm geleceği hem de beklenmedik bi biçimde. Biz kelimesine inatla sıkıştırdım senle beni inatla mesafeleri sıkıştırdım inatla düşlerimi sıkıştırdım, inatla yaptım bunu; geri kalan kısmında hayatımın sana değecek anlarını uzattım sana doğru hem de yadsınamayak biçimde. En iyi hikayemi yazacağım üstelik sonu iyi biten, daha önce yazdığım hiç bi hikayeme benzemeyek çünkü içinde sen olacaksın çünkü içinde ikimiz olacağız. Bunu kilometrelere sinirlenerek yapacağım içimden şehirleri azaltarak içimden kaldırım taşlarını eksilterek yapacağım, aramızda olan ne varsa uzaklığı tanımlayan, hepsini unutarak yapacağım. Sonra usulca üzerime sana yakıştığını düşündüğüm sevimsiz bi umursamazlık geçirip dalgınlıkla en iyi hikayemi yazacağım ikimizin...
9 Mart 2013 Cumartesi
KÖTÜ KARAR
Geçen sinemaya gittim tek başıma hiç de eğlenceli değildi, filme gelen tüm sevgililerden nefret ettim, rahat vermedim onlara gözlerim hep üzerlerindeydi, onlar da benden nefret ettiler, pişman değilim ama daha iyi işte sayemde filmi izlediler. Senden bahsetmemeye kararlıydım oysa ki ama ne mümkün, senle gittiğimiz filmleri de tek başıma izledim tekrar tekrar evde, o da hiç eğlenceli değildi, senin aptal yorumların olmadan hiç eğlenceli değildi. Senin o abuk sabuk yorumların olmadan hiç bi şey güzel değildi, sonra tekrar nefret ettim filme gelen tüm sevgililerden. Sonra tekrar senden bahsetmeyeceğim kararımdan dönerken buldum kendimi sonra tekrar nefret ettim filme gelen sevgililerden sonra filmlerden de nefret etmeye karar verdim. Tüm karalarım yanlış oluyordu tüm seçimlerim, o kadar yanlışı bu hayata sığdırmak da bi başarıydı belki de, sadece iyi yanından bakmaya çalışıyorum demek isterdim de öyle değil sadece uydurulmuş bi başarıya ihtiyacım vardı. Şimdi hayatımın keskin köşelerini törpülüyorum, kırpıyorum gereksiz detaylarını, bi ütüyle tek bi kırışığın bile kalmasına tahammül edemeyerek ütülüyorum dümdüz olana kadar hayatımı. Senin hayatımda yarattığın tüm o kırışıklıkları düzeltiyorum. Oysa bana bi yolculuk borcun vardı, beraber gideceğimiz şehirler, ülkeler vardı. Hepsi yerli yerinde duruyorlar; şehirler, ülkeler ama eskisi kadar güzel olamayacaklar hiç bir zaman, bizim beraber gitmediğimiz hiç bir şehir hiç bir ülke eskisi gibi güzel olamayacak. Eskisi gibi güzel olamayacak tüm şehirler için içiyorum bak şimdi, hem de tüm sevgililerden nefret ederek. O sevgililer yüzünden filmi izleyemedim ya onlara huzur vermiyeyim diye, zaten film güzel de değildi, sensiz yaptığım hiç bi şey güzel değildi ki. Neden bi istikrar gösteremiyorum ben kararlarımda umrumda da değil gerçi. Umrumda olup olmamasına daha karar veremedim karasızlık belki de kötü kararlardan daha iyiydi. Şimdi bi karar daha veriyorum senden bahsetmemeye verdiğim kararı askıya alıyorum, beceriksizce aceleyle geçiştiriyorum bu kararımı, senden bahsetmeyeceksem anlamı kalmıyordu ki tüm kötü anlarımın hayatımda, bi amacı kalmıyordu iyi olmak için tüm kötü düşüncelerimin....
5 Mart 2013 Salı
BİZDEN
Uzayan cümlelerimden nefret ettiğini söyledin ben de nefret ediyorum cümlelerimden. Öznesi gizli, üstelik içinde bizi barındıran tüm cümlelerimden nefret ediyorum ben de aynı senin gibi. Bizden çaldılar zaten bizi, geriye senin acıklı benim ürkütücü; yalnızlığımız kaldı, yanımdasın ama cümlelerimden nefret ediyorsun ben de nefret ediyorum. Nefret etmek hem bu kadar yakışmamıştı ikimize de, yakışmayan o kadar çok şey yaptık ki ikimizde utanmıyoruz bile, utanmak da soylu bi davranış kimine göre bana göre kayıp. Tüm cümlelerimden nefret ettiğini söyledin, benim kelimelere olan düşkünlüğümü bile bile söyledin, bilerek söyledin, canımı acıtmak için söyledin, şimdi sırf sen nefret ediyorsun diye ben de nefret ediyorum tüm cümlelerimden, uzun kısa hepsinden. Hem sana da kurulmamıştı ki çoğu zaten, gizli öznesi sen değildin hiç birinin, sen hep eki oldun cümlelerimin çekim ekiydin hani başka bi türe dönüştürmeyen kelimeyi kökünü değiştirmeyen, sadece bi -ler -lar ekiydin. Şimdi daha çok nefret edebilirsin cümlelerimden daha çok nefret et, ben de nefret karşılığını bulmuşken. O şiirleri de sana yazmadım, hep üstüne alınıyordun içimden gülüyordum ben de, hem de kahkahayla, hiç biri sana yazılmadı. Hiç biri seni anlatmıyor yazılarımın daha çok nefret et hadi benden daha çok nefret et, o kadar nefret et ki ikimizde boğulalım o nefretin içinde, cümlelerimden nefret et şiirlerimden, yazılarımdan, benden, bizden....
uzayan cümlelerimden nefret ettiğini söyledin, anlamalıydım kaybettiğimiz duygularımızın içine sızan kelimeleri yerli yersiz ve fazla kullanarak uzattığım, eskittiğim, anlamını değiştirdiğim cümlelerimden nefret ettiğini anlamalıydım. Şimdi bi kere daha nefret et benden anlayamadığım için...
uzayan cümlelerimden nefret ettiğini söyledin, anlamalıydım kaybettiğimiz duygularımızın içine sızan kelimeleri yerli yersiz ve fazla kullanarak uzattığım, eskittiğim, anlamını değiştirdiğim cümlelerimden nefret ettiğini anlamalıydım. Şimdi bi kere daha nefret et benden anlayamadığım için...
2 Mart 2013 Cumartesi
SENDEN EVVEL
senden evvel
şiiriydim şehrin
sokaklarında dağılan yapraklarıydı
kelimelerim
senden evvel
tepeden tırnağa
sefildim
şiiriydim senden evvel
şairin
kalemine bulanan
yüreğiydim
düşlerle sarılı...
21 Şubat 2013 Perşembe
BIRAK
Senin canını acıtan ne biliyor musun? korka korka gırtlağını kestiğin anılarımızın can çekişi, öldürmeye hevesli halinle yas tutman senin canını bu acıtan. Kanırta kanırta tenimizden çekip almaya çalıştığın izlerimizin gitmeyişi, kazımak isteyip de doğum lekesi gibi kalmasını benimseyişin canını acıtan bu senin. Senin canını acıtan bana oksijen, nefesim; nefessiz kalırım yoksa; gittiğinden öte yol gidemedim, bastığından öte adım atamadım, taş gibi kaya gibi çakılıp kaldım tüm lanet kırık anılarımıza, ahlaksızlık edip sevişmelerimize sarıldım senin kurtulmaya çalıştığın. Kaçtın, sende bulmaya çalıştığım tüm iyi niyetlere inat kaçtın, peşin sıra geldi ya o lanet kırık anılarımız senin canını acıtan bu. Senin canını acıtan hayatım benim, inadına yaşadığım hayatım. Korkaktın ödlektin sen, senin olmayana kaçtın. Senin olmayan bi ana sızmaya çalıştın başaramadın canını acıtan bu senin. Bırak acısın canın usul usul, ölür gibi, umut eder gibi acısın canın. Anılarımızı beceriyor şimdi senin korkaklığın bırak acısın canın ben bıraktım.
19 Şubat 2013 Salı
SULARI
senin o rezil teninden çaldım
kendimi,
kırılan yoktu
hikayenin sonunda,
teslim olduğum
senin rezil tenindi,
bacaklarımın arasında
bulanık bi göl,
bak bi kendine
senin çaldığın kahpeliğim
tükürme
içine içine taşdığın
taşırdığın
uzanır mı
ucu dokunur mu bize
suları aşkın
şimdi.....
kendimi,
kırılan yoktu
hikayenin sonunda,
teslim olduğum
senin rezil tenindi,
bacaklarımın arasında
bulanık bi göl,
bak bi kendine
senin çaldığın kahpeliğim
tükürme
içine içine taşdığın
taşırdığın
uzanır mı
ucu dokunur mu bize
suları aşkın
şimdi.....
GÜZELDİ
Şimdi anlatma bana hayatı, geçip gidiyor işte; tüm küfürleri savurmadık mı zamanında utanmazca sağa sola, şimdi anlatma bahsetme olgunluktan. Olgun olmak isteyen de kim? Olgun olmak istemiyorum, unuttun mu defterlerimizde isimlerini sıralardık düşlerimizin, arasına küfürler sıkıştırırdık, unuttun mu her rezilliği yaptık senle atıldığımız otobüsler, kafeler, restoranlar oldu, şimdi bana olgunmuşsun gibi davranma değilsin benden de olmamı bekleme. Neden olgunluk neden bu konu? Yolunda gitmeyen bir şeyler mi var, mesela ilişkimiz mi? Anlaşıldı, bu kıvranma bundan, bu aptal olgunluk meselesi hepsi bahane, senin lanet bahanelerin. Şimdi tüm küfürleri sıralayacağım işte sana tıpkı eski günlerde olduğu gibi suratına suratına. Anlatma bahsetme bana olgunluktan gelecek günlerden bizden senden benden bahsetme. Şimdi ortaya çıktı nedenin, bahanelerinin nedeni, defol demem için mi geldin, defol git hayatımdan demem için miydi tüm bu kavga, bunun içinse defol, demeyeceğim işte defol demeyeceğim, diyemem ki.. Yanıldığımı söyle sadece lanet bi olgunluktu mesele de, ayrılmak aklımdan bile geçmiyor ayrılamam ki de, yanıldığımı söyle, boşuna telaşlandığımı boşuna üzüldüğümü boşuna parçalandığımı boşuna perperişan olduğumu söyle.... Anlatma hayatı, seninle yaşadım ben hayatı, seninle doldurdum defterlerimi, beraber mahvettik düşlerimizi beraber batırdık hayatımızı beraber yaptık ne yaptıysak şimdi sadece yanıldığımı söyle. Hayatın çarcur etmediği bi bizim ilişkimiz kalmıştı zaten, o da oldu! olgun değiliz biz olgunlaşmak bize yakışmaz ki senle dibine kadar çamura battık temiz yerimiz kalmadı ki neden şimdi olgunlaşalım ihtiyacımız yok buna, bizim birbirimize ihtiyacımız var, yanıldığımı söyle beni bırakmayacağını söyle. Bana bahsetme olgunluktan anlatma hayatı, hayat biz beraberken güzeldi... güzeldi....
17 Şubat 2013 Pazar
KENDİNE İYİ BAK
Söylenenler gibi gerçekleşmedi olaylar aramızda, tahmin edilenlerin aksi oldu hep. Birbirimiz için yaratılmıştık hani, o da yalan çıktı, o da fos çıktı tüm tabirlerini kullanmak istiyorum bu durumun. Şimdi pek de umrumuzda olmayan hayatlarımıza yalnız döndük, sanırım kendini kaptırmışsın sen de yeni düşlere. Hiç bitmezdi ki senle düşlerimiz, düşlediklerimiz hep imkansız olurdu, niye olmasın diye kurardık, ama beraber kurmak eğlenceliydi imkansızlığına düşlerin bi imkan bi olurluk katmak iyi geliyordu bize. Şimdi yalnız döndük hayatlarımıza, geri kalanını yalnız geçirmemek ümidiyle muhtemelen de o yönde olacağını düşünerek. Düşlerden bahsetmişken senin düşlerin komikti be hiç gerçeklik yoktu, sarsıp seni kendine gel bu asla olmayacak, sen de amma yaptın yani mahvetme derdin, mahvederdim bende inatla gerçekleşemez diye. Duy şimdi o düşlerin hiç biri gerçekleşemez ki. Karşılaştık geçen senle sokakta selamlaştık tokalaştık gülüştük hem de içten bi biçimde ki bu ürkütücüydü. Sanırım ürken bendim, sen de aynı şeyi yaratmamıştı ayrılığımız benden farklıydın sen. Sinir bozucu aslında neden ürken ben olmuştum neyse ürktüklerimizi bi kenara bırakmalı artık. Gerek yoktu aslında birbirimize hayatlarımızda, bundan bitti. Karşılaştığımızda gülüştük ya aklıma düşlerimiz geldi o an, senin de geldi belki de ondan o kadar sahici güldük ve sanırım ondan ben ürktüm ve sanırım sen ondan ürkmedin. Pis lanet huyum işte her devinimini açıklamaya çalışmam bedeninin ve kelimelerinin. Severdim kelimelerini, benim düşkünlüğümden mi kaynaklanıyordu kelimelere sevmem bilmiyorum ama. Bilmediğim çok şey var hala bilmeye de artık gerek yok ya o da ayrı bi konu. Sanki o alaturka şarkının coverı gibiydik kulakları patlatan cinsten, parçalayan cinsten, öldüren cinsten. Geriye yalnız döndük, yeni düşlerinin gerçekleşme ihtimalinin yüksek olması dileğiyle kendine iyi bak eski sevgili.
8 Şubat 2013 Cuma
EN İYİSİ
Aşkın sakıncalı halini almaya başladıktan sonra senle aramızdakiler zaten yeterince de başarılı olamamışken biz bu işlerde sanırım bitrimek en iyisiydi. Düşününce senle biriken anılarımızda kocaman eksiklikler vardı zaten, çok kullanılan bi kelimenin artık anlatım bozukluluğuna yol açması gibi sen de bende hayat bozukluluğuna yol açtın. Kulağa saçmalık gibi geliyor hayat bozukluluğu... Senin açından yasaklarla doluydu ilişki benim açımdansa tam tersi her şey mübahtı. Bakış açılardaki tersliklikler başta yenemedi ten uyumunu, güya kalpte uçuşan kelebekleri öldüremedi. Sonra önümüzde derin bi uçurum açıldı sen öbür tarafında kaldın, coğrafi bölgelerinde aşkın verimsiz topraklarına gömüldük yavaşça. Lanet kavgaları çok sevdiğimden mi oldu acaba diye de düşünüyorum kavgasız ilişki mi olurdu ya. Her şeyde de başarısız olunmazdı ki ama haksızlıktı bu, düşündüm kavgalarımızda başarılıydık yalan söylemede, hissetmeden sevgi sözcükleri söyleyebilmede; azımsanamayacak kadar başarılı olduğumuz konular da varmış sevindirici, ahlaksızca. Yeri değiştikçe aşkın içimizde genleşmeye başladı kavgalar, uzaklıklar. Her ilişkim bitmeye mi mahkumdu kader miydi bu, şüphesiz. Bitirmek en iyisiydi diye bakıp sonra bu da mı bitti diye kalakalmak. Ne kadar sığlaştırmışım oysa aşkın anlamını kendi içimde, baktığım yerden gel bi de sen bak ilişkimize aynı yerden, aynı taraftan, aynı uzaklıktan ama, bak bakalım ne yanlıştı bu ilişkide, yanlış çoktu soru yanlış oldu, boşver ya da soru sormaktan vazgeçtim. Olmadı kısmet değilmiş diye bitireceğim korkusu sardı şimdi beni, ilişkimizin bitmesinin tek sevindirici tarafı senin de üzülmen, rahatlıyorum bunu düşününce sen de üzülüyorsun, sanırım gerçek ilişki işte buydu. İkimizde sıkılmıştık doğru, her şey anlamsız bir şarkı sözüne dönmüştü, teomanın da en güzel hikayesi bitmişti, zaten başarılı değildik biz bi çok konuda, aşkın tehlikeli hallerine bürünmeye başlamıştı ilişki bitirmek en iyisiydi, en iyisi bitirmekti...
6 Şubat 2013 Çarşamba
GİDİŞ
Biçimsiz sonların gasbına uğradı ucuz kokulu hayalleri, gerçekleşmelerine saniyeler kala. Hayalleri vardı soluk renkli, ten rengine yakın seçilen giysilerin kombinleri gibi iticiydi de. Hayallerinden gemiler de yapmştı zamanında şimdi zamanı değildi belki de bunları anlatmanın gece yatarken sarılacağı hayalleri artık yokken.. Kalamış parkındaki kaydırak gibi yapayalnızdı, acıtmıştı canını onun gidişi. Gidişler üzerine yazılan onca yazı varken bi yenisini daha eklemek hiç de sevimli değilken satırları doldurdu usulca, onun gidişi. Üzerinde; kelimelerin yokluğunu anlatmaya seferber olduğu perişanlık vardı, bitiklik hani şu en acınılasından en vahiminden olan. Üzerinde tüm yenilmişliği vardı hayata, onun gidişiyle şimdi yeni anlamlar kazanan, kazanan da vardı hani bunca yenilmişliğinin arasından ne zavallıca. Hiç bi gidişte bu kadar yetkin olmamıştı kelimeler bu gidişi anlatmaya. Cuk diye oturmuştu her şey yerine, her şey yerli yerindeydi; onun gidişi, bu perişanlık seçilen bu zaman dilimi mükemmelce, bi gidiş ancak bu kadar güzel ayarlanabilinirdi, böyle kusurcuzca. Tertemiz bi gidişti, pırıl pırıl bi gökyüzünün altında yağmurda yıkanan tertemiz bi gidişti. Yalnızlığın bile artık bi tadı vardı damakları kamaştıran. Soluk hayallerinden intikam alırcasına tüm renkleri renksizleştirdi içinde gidişine duyulan kızgınlıkla. Kızgınlık sadece bi parçasıydı hislerinin kocaman yalnızlığı kırgınlığı incinmişliği onun gidişiyle somutlaşan hırçınlığı vardı. Üstelik bu kadar mükemmel bi gidiş vardı ortada sanki ilişki mükemmeldi de bitişi de mükemmel olmuştu. İlişkiden bahsetmek saçmalıktı bu kadar parçalayıcı bi gidiş vardı geçmişte yaşanılan ilişki artık umrunda değildi nerede hata yaptım nerede hata yaptık diye düşünmek ahmaklık olurdu. Başlayan neyse gidişiyle başlamıştı, ondaki bu kahrolmuşluk gidişiyle biçimlenmişti. Mevsimlerin tüm zaman dilimlerinde onun gidişinin izleri vardı. Hevessiz neşesiz nefessiz kalmıştı, tam bi olursuzluk vardı tüm olurların içinde. Gidişiyle değerlenen anlar serisinden yastıklar yapmıştı kendine tekrar uyuyabilmek için. Uzun yıllar, gürültülü yokluklar, soluk renkli hayaller vardı yaşanılmaya değer hayatla bir gidişe bağlanan hayat arasında...
3 Şubat 2013 Pazar
DÜŞÜN
İnsan kendine rakip istemez, başkasının başarısı onu çıldırtır, damarlarında haset dolaşır sinsice, karşısındakine güler aynadaki yüzüne güler, sonra hesaplar yapar içinden, hasetinden, insanoğlu işte bencildir, kendini düşünür, başkasının başarısına dayanamaz, çekemez. Nedense kabul edemez yanındakinin başarısını hele de kendikininden fazlaysa başarısı, başkalarının takdirini kazanmakda da öndeyse ondan, çıldırır delirir, bu durumun dışa vurumu karşısındakinin ayağını kaydırma çabalarıdır, bu çaba ki kutsaldır onun için hayatidir ve zavallıcadır. Oysa kabul etmek erdemdir senden daha başarılı işte senden daha iyi, senden fazla her konuda, bunu kabul etmek bir erdemdir. erdemlik mi evet ne arar insanoğlunda. Kendini bilmeyenler için: başarısızsın, zavallısın evet düşün bi yalnızsın da....
25 Ocak 2013 Cuma
UTANMAK
Hep yanımdaydın, ne kadar da masumdun, çaldığım kendimden, senden hiç bir şey çalmadım, kendi masumluğumu çaldım, zaten bana da hiç yakışmıyordu. Aldattım seni doğru, vicdan azabı da çekmedim evet, utanmadım da haklısın. Haykır yüzüme değişen bir şey olmayacak hele de üstünden bu kadar geçmişken. Aldattım seni, düşünmedim seni, aklıma hiç gelmedin sadece boşluktadır ya insan derin bir boşlukta, öyle miydim aslında bilmiyorum belki de bu şimdi uydurduğum bir şeydir ya da aldatmanın haklı nedeni ( haklı nedeni olamaz) bir boşlukta olunması gerektiğidir. Hiç düşünmedim neden diye, seni bile düşünmedim, kendimi de düşünmedim, bir şey düşünmeden yaptım aldattım. Kendimden çaldım hep; zamanımı, masumuluğumu, düşlerimi, sana da bir şey kalmadı benden geriye, bana da. Üzgünüm diyebilmeyi isterdim ama üzgün değilim hiç üzgün değilim, bizim için yapılacak bir şey varsa eğer, vardır(?) iyi bir fikrim yok evet, farkındasındır benim fikirlerim genelde kötü oluyor berbat. Kötü fikirlerimin eylemleriyle kıvrandık durduk şimdiye kadar. Öğrendim ki aşk bize zaten geç kalmış hiç gelmemiş ki, aldattım seni utanmadan, yüzüm kızarmadan söylüyorum işte; aldattım, garip bir tadı vardı, yavaş yavaş ruhumu ele geçirdi, önce ruhuma sahip oldu sonra doyurulma isteği ile tenimi ele geçirdi. Aldattım evet doğru yaptım bunu, düşünmedim seni, ikimizi, ilişkimizi düşünmeden yaptım, pişman değilim, üzgün değilim. Elimi tutma zira kirliyim demek bile geçmedi içimden demedim de. Haketmekten bahsetme kim hakettiğini alıyor ki bu hayatta, sen de onlardan birisin işte. Üzgün olmadığım için de üzgün değilim üzgün olmaktan hoşlanmıyorum. Şaşırdın mı, hiç beklemez miydin benden, nasıl mı oldu, ne zaman mı oldu, şunu da yaptım mı, bunu da yaptım mı..... sorma...hiç bir şey sorma bence, çünkü aptalca. Üzgün olmadığımı seni düşünmediğim söyledim bu soruları sorman aptalca ahmakça. Utanmadığımı da söyledim, şimdi hayatında defolup gidebilirim...
18 Ocak 2013 Cuma
YALNIZDIK
Bir nişan töreni kadar geleneksel, kalabalık bir o kadar da yalnızdık sevgilim. Uzun aralıklarla, derin derin nefesler alarak ruhumuza tatminsiz gösterişsiz hazzımızı sindirmeye çalıştık. Tüm çabalarımızın manasızlıklarında boğuluyorduk kimi zaman, belirsizlik anlarında geleceğin bulanık görüntüleriyle netleşmeye çalışıyorduk biz de şehvetimizle. Kahpece sınıf farklılıklarından doğan tüm meselelerimize biçim verme özlemi içinde kavgalarımız tartışmalarımız çoğalıyordu üstelik sonu kötü biten. Yalnızlaştırmıştı bizi, giderek etlerimize gömülen şiddeti artan mutsuzluklarımız. Şimdi toparlanma isteği ile şekilleniyorduk hayatla, elin elimdeydi ama yalnızdık sevgilim. Tüm şarkılarımız yalnızdı, dudakların dudaklarımdaydı yalnızdık, yanımda yatağımdaydın yalnızdık...Sevgilim kırılamazdık biz incinemezdik, o kötü kavgalarımıza rağmen oysa parçalayamazdı içimizdekileri hiç bir şey. Baş edemeyeceğimiz hiç bir şey olamazdı bizim, rüyamız birdi, hayallerimiz; geçmişlerimizde olmasakta birbirimiz, geleceğimizdik ama ikimiz de birbirimizin ama şimdi aynı yerde farklı düşlerdeyiz. Fahişe hislerimiz kirli ruhumuzda döllendi üreyen hücrelerimizde şimdi yalnızlığımız var hem de birbirimizden doğan. Sağ salim çıkarız sandık bu kavgalardan, moraran vücutlarımız umrumuzda değildi, şişen gözlerimiz, ten acısı ruh acısını getirdi farkına varamadık şimdi yalnızız sevgilim hem de ölesiye yalnızız. Tüm yalnızlıklar içinde en anlamlısı diye düşündük hem de biten her şeye inat. Büyüyen bir kartopu oldu ruhumuzda biriken kırgınlıklarımız, söylenmeyecek sözleri sarfetmiştik tutamayacağız sözleri vermiştik cinselliğin derinliğine bir çökelti gibi çökerken. Sığdıramadığımız ne kadar hasar varsa ruhumuzda taştı onarılma isteği ile kahrolası hayatta yalnızdık. Tutulmamış çuvallar dolusu sözlerle, düşlerimizin olursuzluk renginde yalnızdık sevgilim....
14 Ocak 2013 Pazartesi
UNUTMUŞTUK
Gerçi unutmuştuk değil mi, aşk acısını içimize sindirebilmiştik. Geçtiğimiz tüm yollardan geçerken ayrı ayrı, seviştiğin onca kadına ve ben de onca adama bize rağmen bize hiç benzemeyen bir şekilde sarılmıştık uzak, yabancı,acınası...Hatırlamıyorduk değil mi, unutmuştuk, eskitmiştik utanmazca ahlaksızca hem de mazimizi. Mazimiz olmasın istiyorduk beraber, seviştiğimiz günleri, yorganın altına kıvrılıp tenlerimizin birbirine değdiği günleri hatırlamak istemiyorduk. Unutmuştuk ama başarılıydık bu konuda, hiç tahmin edemediğimiz kadar başarılıydık. Bedeninin uyumlu devinimleriyle ağışını izlediğim terinin kokusunu da unutmuştum.
Bedenimin üzerine usulca kıvrılan bedenini izlediğim tüm günlerimizin ardına yaslanıp unutmayı seçmemizle başlayıp unutmaya çabalamakla sonlandırıyorduk şimdi her günü. Gerçi unutmuştuk ama değil mi aşkımızı. Duvarlara sesin sinmişti ya zorlaştırır sandım başta unutmamı ama başarılıydım unutmuştum işte, beraber unutmuştuk, belleklerimizde tek bir iz bile kalmamıştı. Sahi bir zamanlar sevgili miydik gerçekten? diye soracak kadar başarılı olmuştuk, ürpertici...Korkutucu bir şekilde uzaktan bakınca gördüğüm şey senin de aynı benim gibi olman. Aynıyız, aynı duyguyla sarılıyoruz unutmaya hatırlamamaya mazimizi. Beraber gittiğimiz yerlere gitmiştik ayrı ayrı ve ilk defa gelmişiz gibi hissetmeyi nasıl becerebilmiştik böylesine aldırışsız umutsuz, yadsımadan hemde. Deforme olan uzuvlarımızı sardık başka adamlarla başka kadınlarla, korkunçtu bu; tüm tanışma ısınma turlarını geriye itip atlamıştık başka kollara sapkın hislerimizle belki de. Korkunçtu bu, bitişik odaların rastlantısal biçimsizliğinde kaynaştığımız tüm otel odaları korkunçtu. Uzun sürecek gibiydi bu anlar, bitecek gibi gelip zamanın içinde süregelen...Gerçi unutmuştuk ama değil mi birbirimizi, aşkımızı, acısını içimize sindirebilmiştik değil mi?
10 Ocak 2013 Perşembe
SONRA

Sonra kendime kızdım, kışlardan yazlardan yorulmuştum, uzaklardan yakınlardan, her mevsime inat her mesafeye inat seni düşünmedim kendimi düşündüm bencillik ettim; sen hep söylerdin bencil olduğumu, yine bencillik ederek kendimi düşünüyorum acımasın diye canım, senin canın acısın diye, senin için acısın diye, senin o güzel pürüzsüz yerlerin incinsin diye..
Utanmadım da hem, hiç vicdan azabı da çekmedim, neden çekecekmişim ki, bencilliğim için üzgünüm ama böyleyim işte ben, her şey güzel olmadı...
Her şey güzel olmadı, bitirerek değiştirdik uzamını aşkın, değişen şekliyle şimdi hayatlarımızda..
Kırık belki yaralıydık...Düşünmüyorum ama işte seni sadece kendimi düşünüyorum bencillik ediyorum evet, kapladığın yerin alanını daraltıyorum hayatımda, boğazına çöküyorum geçmişimize değgin tüm anılarımızın. Düşüncesizlik ettim doğru, kabalık ettim ne dersen de, sakındığın ne varsa kırılsın dökülsün parçalansın diye düşünmedim seni..
Şimdi de hayat soğuk, bu kış mevsimi gibi, karlı buzlu soğuk işte hırçın hoyrat. Hep bencildim ben, hep daha çok sevdim, hep daha fazla özledim. Bencildim ben, şimdi de bencillik ediyorum düşünmüyorum seni, kendimi düşünüyorum, karaladım o güzel adını doğru, üstelik kulağıma güzel de gelmiyordu ki...
Her şey güzel olmadı, senin ellerin biçim verdi bize, aşk edilgendi. Bencillik eden sendin, düşünmeyen, biz olamayan sendin; şimdi de ben ediyorum bencillik, düşünmüyorum seni, canın acısın diye, dirimsel hızını yitirsin diye tüm düşlerin, o güzel pürüzsüz yerlerin ölesiye incinsin diye....
7 Ocak 2013 Pazartesi
6 Ocak 2013 Pazar
BENCİL
Bildiğinden farklı hiç bir şey yapmıyorum, duydum merak ediyormuşsun beni, gözlerim hala aynı renk miymiş, hala düşler kuruyor muymuşum merak ediyormuşsun, etme... Geçen kış giydiğim mantoyu hala giyiyor muymuşum, yapıyor muymuşum, bekliyor muymuşum, gidiyor muymuşum, geliyor muymuşum...Merak etme...Zaten yaptığım bir şey yok, günler birbirinin aynısı, benim günümü farklılaştıran bir şey yok hala, senden sonra bile aynı, senden önce de olduğu gibi. Senin farklıymış ama öyle demişsin bambaşka günlere uyanıyormuşsun her gün, başka yataklarda mı, aynı yatakta başka kadınlarla mı kim bilir...Merak etmiyorum ben ama seni senin beni merak ettiğin kadar. Umurumda değil, sen derdin ya umurunda değilim senin diye, evet şimdi de umurumda değilsin, aynı hayatımdayken de umurumda olmadığın gibi; bazı insanlar nankör olurlar, bencil, tüm iyilikler faydasız olur onlara yapılan sen de öylesin nankörsün ve körsün, yoğun bir sis kaplamış görüş alanını, kapkaranlık hep etrafın ilişkimiz bundan bitti haberin bile yok, hala umurunda değildim onun diye sayıklıyormuşsun, acı...iletişim kopukluluğumuz yüzünden, senin nankörlüğünden, bencilliğinden bitti hala anlamıyorsun...anlayamazsın da zaten...Değişmeni de beklemedim, değiştirmeye de çalışmadım hiç bir zaman seni farkındasındır sanırım bunun. İşte öyle; duy şimdi bildiğinden farklı hiç bir şey yapmıyorum, hayatım aynı seyrinde devam ediyor bir trafik kazası gibi trajedik, bir ulusal marş kadar düz. Merak etme, sorma; gözlerim aynı renk hala kurduğum düşler de var geçen kış giydiğim mantoyu giyiyorum hala, peki sen, sen de hala bencil misin....
5 Ocak 2013 Cumartesi
KAR
Kar yağıyordu şehre, lapa lapa olan cinsten değil ama hafifçe.. Şehrin bembeyaz olması zordu tabii yağan bu karla, ama evlerin çatıları karla kaplanmıştı. Kar yağıyordu şehre sonra senin üzerine; karı sevmene inat kar sevmiyordu ya seni onaydı gıcıklığın, inadına dondun inadına üşüdün inadına buz tuttu ellerin, beyaz pamuk ellerin buz tuttu. Elini tuttum, şair diyordu ya kış iki kişilik bir mevsimdir diye sırf şiire ayıp olmasın diye sokulduk birbirimize nefesin ısıttı yanağımı, senin üşüyen yerlerine bastırdım güneşi, güneşindim ya senin sen söylerdin, kar yağıyordu ikimizin üzerine korkan yoktu kardan, hiç kimse korkmazdı; biz korktuk, üşümekten, sokulmaktan birbirimize, biten ilişkimizden korktuk buz tutmasından korktuk aramızdaki hislerin çözülememesinden eriyememesinden korktuk...
Kar yağıyordu buz tutan hislerimize inat, senin üzerine, benim üzerime, şehre,şehrin çatılarına, hafifçe usul usul yağıyordu tadını çıkara çıkara. Karlı bir güne uyancaktık ertesi gün, karlı ve bembeyaz bir güne biten ilişkimizin kırıntılarıyla dolu bir şehre uyancaktık, çirkin yataklarda kirli çarşaflarda yattığımız gecenin sabahına tek kişi uyancaktık yalnız, üşümüş, özlemiş....
Kar yağıyordu buz tutan hislerimize inat, senin üzerine, benim üzerime, şehre,şehrin çatılarına, hafifçe usul usul yağıyordu tadını çıkara çıkara. Karlı bir güne uyancaktık ertesi gün, karlı ve bembeyaz bir güne biten ilişkimizin kırıntılarıyla dolu bir şehre uyancaktık, çirkin yataklarda kirli çarşaflarda yattığımız gecenin sabahına tek kişi uyancaktık yalnız, üşümüş, özlemiş....
3 Ocak 2013 Perşembe
SÖZ VERDİK
Söz verdik, tüm mevsimlerden alacağımız var, sonra bi yolculuğa çıkacağız hiç bir şeyimizi almadan, yolculuk için illa bi valiz gerekmez değil mi, yazdan güneşi alacağız, kıştan karı, bahardan çiçekleri; deniz varmış, masmavi gökyüzü, pırıl pırıl hava, kimsecikler yokmuş orada kimsecikler...Söz verdik, elele durup sımsıkı sarılıp birbirimize söz verdik, tüm geçen zavallıca günlerimizin inadına tüm mevsimlerden alacağımız var, herkesten uzakta yaşayacağız, söylenenlere kulaklarımızı tıkayacağız duyamayacağız çünkü çok uzaklarda olacağız söz verdik vazgeçmeyeceğiz birbirimizden, inatla sevişeceğiz her gün masmavi gökyüzünün altında güneşe karşı, sevişeceğiz. Söz verdik, tüm mevsimlerden alacağımız var, uzağa gideceğiz uzak bi diyara, üstelik geçmişimizden de alacağımız var, uzun bi hikaye satın alacağız, kısa bi gece upuzun bi gündüz satın alacağız güneş hep tepemizde olacak bazen yağmur yağacak ama güneş hep gökyüzünde olacak, masmavi denize vuracak içimizde karanlık kalan tüm yerlerimiz dalgalar götürecek bizden uzaklara, tertemiz olacak sonra içimiz, kir nedir bilmeyecek içimiz...söz verdik, uzaklara gideceğiz, çok uzağa uzak bi diyara durduramaz kimse gitmemizi, hem söz verdik, tüm mevsimlerden alacağımız var, bi yolculuğa çıkacağız hiç bi şe almadan, yolculuk için illa bi valiz gerekmez değil mi?
Kaydol:
Yorumlar (Atom)






