29 Aralık 2012 Cumartesi
HOŞÇAKAL
Biz çoktan ayrıldık senle, hayat bizi tükürdü pis çamurlu caddeye, insanların ayakkabılarının altlarına yapışan balgamlar gibi uzadık, esnedik, mikrop yuvasına döndük. Seninle yaptığımız her şey anlamını yitirmişti zaten çoktandır, biz çoktan ayrılmıştık senle farkına varamamıştık. Farkına varamayışımızın lanet kehanetiyle sokulmuşuz birbirimize, nefeslerimiz her birbirine karıştığında, iğrenmişiz aslında, mide bulantılarıyla geçirmişiz tüm birbirimize sokulmalarımızı, biz çoktan ayrıldık senle, çoktan uzaklaştık, çoktan mesafeleri uzattık. Neden bitti sorusuna bile gerek kalmadı, sende bende neden diye sormadık, oysa biten her ilişkinin esas sorusudur neden sorusu. Biz çoktan ayrıldık senle, amacından sapmıştı kalplerimiz, yolun dışına sürüklenmişti, bi kamyonun altında kalmıştı pert olmuştu ilişkimiz, tamir etmek manasız bi eylemdi boşunaydı. Biz çoktan ayrıldık senle, şimdi gidişin tüm zamanlarımız içinde en doğru olandı, hoşçakalcaksın sen de ben de...
24 Aralık 2012 Pazartesi
kustuum
Şimdi nasıl kusacaktım nefretimi, nereye akıtacaktım zehrimi? O aptal, ablak suratı yanında saçma sapan bir kızla gördüğümden beri tırnaklarım avuç içlerimi kazıyor, sinirden, hınçtan! Of ! Hem de öyle zavallıca ki bu sinirli hallerim, kuduruyorum, deliriyorum, sürtüğün teki bir kızla saçma sapan bir resim, o ablak suratını dağıtasım o uzun saçlarını yollasım var. O nasıl bir kızdır ya öyle kocaman dişler kocaman bir ağız....Ölesiye aşağılayasım var, anlata anlata bitiremeyeceğim kadar çok kusur geliyor aklıma resme baktıkça. Of ben şimdi gerçekten nasıl kusacağım nefretimi, hıncımı kimden nasıl çıkartacağım. O ne kötü kıvırcık saçlardır yaaa, vahşet var ya korkunç! Sinir kat sayılarım artıyor baktıkça ve ne hikmettir ki baktıkça bakasım geliyor, keşke o iğrenç saçları parmaklarıma dolayıp kökünden çekip kopartabilsem hatta... Yoruldum...Anlatırken hayal ederken bile yoruldum. Olan ne biliyor musun? Kustum işte nefretimi, şimdi gerçekten defolabilirsin zaten hiç bir zaman olmadığın hayatımdan!...
21 Aralık 2012 Cuma
ÇÜNKÜ
5 sene önce koyduğum başlık çalıntı düşler çünkü tüm düşlerim birilerinden çalıntıydı, kirliydi, çok kullanılmaktan rengi solmuştu, üstelik ölesiye yalnızlardı, gerçekleşememiş olmanın tüm hüzününü, acısını taşıyorlardı üzerlerinde, şimdi de kış gelmişti, çalıntı düşlerimin üzerine yağıyordu kar usul usul, parlak yalanlardan dokunmuş bir battaniyeyle örttüm üstünü çalıntı düşlerimin, yeterince eskimişlerdi zaten bir de üşütmesinlerdi bu hırçın kış mevsiminde..
20 Aralık 2012 Perşembe
Kaydol:
Yorumlar (Atom)