21 Mart 2013 Perşembe
GİTME
Kabul ediyo musun yenildiğini? Cesaretsizliğinden, hem de cevap verememe yeteneğinden okşamalara aynı şekilde, yenildiğini kabul ediyo musun? Etme, kabul etme biraz daha diren, içinde değilim içimde değilsin, bir zamanlardan kalma eski zamanlardan kalma anlarımızda içimdeydin... Şimdi manasız gelecek tüm sözcüklerim sana, senin için kurulmaya deliren; yüklemi olman için çıldıran tüm cümlelerim manasız gelecek. Yenildin, senin korkaklığına yenildik, şair yenildikçe daha çok seveceksin diyor, sopsuz bi duygunun uzantısında bir ağız dolusu öpüşmeye yenildin sen zihnimizdeyse tozlardan gökkuşağı. Biriktirdiğim hayale baktım o eski zmanlardan kalan, ahlaksızlık ettin, tüm küfürleri sıralamaya tekrar tekrar etmeye senin itelediğin tüm duyguları kamçılıyor şimdi senin yenikliğin. Senin yenikliğin bize, hayata değil. Bize yaptın bunu hayata değil hayatına değil bizim hayatımıza yaptın bunu, önce uzaklaştın sonra usulca kahpece enjekte ettin damarlarımıza yenikliğini. Trajik yanı da kalmadı sevmenin, içime girmenin, ahlaksızlığımıza sığınıp kader diye kadersizliğimize isyan etmenin. Gurursuzluğuma acı çektiriyorum aramıyorum sormuyorum seni, zaman aşımına uğradı tüm paylaşımlarımız üstelik kitlesi bizle sınırlandırılmış. Kabul ediyo musun şimdi yenildiğini? Senin korkaklığından, beyninin kirli yerlerinde çoğalan fahişe hücerelerinden bu haldeyiz, yalnızlığının yalan renginden bu solukluk. Her şey güzel olmayacak olmaması için dua etcem, senin cesaretsizliğinden, korkaklığından, kötü tüm düşüncelerinden yenikliğin. Gitme yenikliğini sevmeye kararlıydım....
17 Mart 2013 Pazar
İYİ Kİ!
Saat 3'e 5 kala tam da artık beklemeye değer görmediğim bi zaman diliminin içine girdiğimiz anda geldin. Geldin kocaman bi gülümsemeyle hem de. Tüm gidişlere selam olsun diyordu gülümsemen, öyle bi gelişti işte hesapsız kitapsız tüm olumsuz anlamlarına gidişin inadına olumlu olurlu geldin. Hayat durdu sandım, bu ana demir attı zaman ki senin zamanından benim zamanıma yayılan ılık kokunla etrafımızı sardı senin havan. Geldin çünkü tüm gidişlere hakkını vermeliydin öyle sakin sakin de değil gürültülü kulakları patlatan cinsten. Öyle geldin ki hiç gitmedin sandım, hiç terketmedin sandım, hiç ayrılmadık sandım. Yüzünde kocaman bi gülümsemeyle geldin, seni andıran tüm gidişleri öldürmeye geldin, bu zamana gömmeye, öyle geldin ki sırt dönmek imkansızdı, iskeleye koştum yüzünde kocaman bi gülümseme, ne iyi ettin de geldin diyebildim sadece sanki hiç gitmemişsin gibi. Saftım aptaldım işte böyle ben sersefildim gülümsemene denk geldikten sonra. Tüm acılarım silindi sandım lanet acınası hafızamdan, aptladım saftım, kocaman bi gülümsemeyle geldin, gittiğin hayat benimki değilmiş de geldiğin hayat benimkiymiş gibi geldin, iyi ki geldin tüm lanet gidişlerine borcun vardı ödeme yükümlülüğünü bana bıraktığın, iyi ki geldin...
SAYENDE
Üzülmek için nedenim yokmuş öyle diyorlar, daha ne kadar nedenim olması gerekir ki.. Çok büyük, yeterli nedenlerim var ama göremiyorlar. Mutsuz olmaya koşullanmışım, kendi kedimi mutsuz ediyormuşum hiç biri anlamıyor ki mutlu olmak için bi nedenim yok aslında buna üzülüyorum. Nerde hata yaptım bilmiyorum ki. Sonu güzel biten bi hikayem olsun istemiştim sadece, çok şey mi istedim? İnanmak istedim güvenmek istedim sarılmak istedim inatla sana. Sonra düşündüm de neyin trinbindeyim ya ben seviyorum dediğim kimseyi sevmedim ben, sevmekle ilgili sorunlarım var, yetişkinliğe erişmemiş çapı kendi çapımdan büyük meselelerim var benim. üzgün olmam gerek sanırım sevdiğimi söylediğim kimseyi sevmediğim için gerçekte, bunun için üzgün olabilirim evet kısa bi süre. Şimdi iyiyim işte üstelik senin sayende...
13 Mart 2013 Çarşamba
İKİMİZİN HİKAYESİ
En iyi hikayemi yazmak istedim çünkü içinde sen olacaktın, bu şimdiye kadar yazdığım en iyi hikaye olmalıydı ve sonunda mutlu olmalıydık. Bunu hakettiğimizi düşündüm, garip ama tam olarak bunu düşündüm. Sonra şiirlerini düşündüm; o güzel, temiz beyninin ürettiği şiirleri düşündüm, umulmadık biçimde aşık olduğum. Kendi kendime söz verdim en iyi hikayemi yazacağım çünkü içinde sen olacaksın çünkü bunu hakediyorsun. Sonra sana yaslanıp kokunu çekeceğim içime hem de oksijenim bitine kadar. Senle karşılaştığımız günden beri düşündüm geleceği hem de beklenmedik bi biçimde. Biz kelimesine inatla sıkıştırdım senle beni inatla mesafeleri sıkıştırdım inatla düşlerimi sıkıştırdım, inatla yaptım bunu; geri kalan kısmında hayatımın sana değecek anlarını uzattım sana doğru hem de yadsınamayak biçimde. En iyi hikayemi yazacağım üstelik sonu iyi biten, daha önce yazdığım hiç bi hikayeme benzemeyek çünkü içinde sen olacaksın çünkü içinde ikimiz olacağız. Bunu kilometrelere sinirlenerek yapacağım içimden şehirleri azaltarak içimden kaldırım taşlarını eksilterek yapacağım, aramızda olan ne varsa uzaklığı tanımlayan, hepsini unutarak yapacağım. Sonra usulca üzerime sana yakıştığını düşündüğüm sevimsiz bi umursamazlık geçirip dalgınlıkla en iyi hikayemi yazacağım ikimizin...
9 Mart 2013 Cumartesi
KÖTÜ KARAR
Geçen sinemaya gittim tek başıma hiç de eğlenceli değildi, filme gelen tüm sevgililerden nefret ettim, rahat vermedim onlara gözlerim hep üzerlerindeydi, onlar da benden nefret ettiler, pişman değilim ama daha iyi işte sayemde filmi izlediler. Senden bahsetmemeye kararlıydım oysa ki ama ne mümkün, senle gittiğimiz filmleri de tek başıma izledim tekrar tekrar evde, o da hiç eğlenceli değildi, senin aptal yorumların olmadan hiç eğlenceli değildi. Senin o abuk sabuk yorumların olmadan hiç bi şey güzel değildi, sonra tekrar nefret ettim filme gelen tüm sevgililerden. Sonra tekrar senden bahsetmeyeceğim kararımdan dönerken buldum kendimi sonra tekrar nefret ettim filme gelen sevgililerden sonra filmlerden de nefret etmeye karar verdim. Tüm karalarım yanlış oluyordu tüm seçimlerim, o kadar yanlışı bu hayata sığdırmak da bi başarıydı belki de, sadece iyi yanından bakmaya çalışıyorum demek isterdim de öyle değil sadece uydurulmuş bi başarıya ihtiyacım vardı. Şimdi hayatımın keskin köşelerini törpülüyorum, kırpıyorum gereksiz detaylarını, bi ütüyle tek bi kırışığın bile kalmasına tahammül edemeyerek ütülüyorum dümdüz olana kadar hayatımı. Senin hayatımda yarattığın tüm o kırışıklıkları düzeltiyorum. Oysa bana bi yolculuk borcun vardı, beraber gideceğimiz şehirler, ülkeler vardı. Hepsi yerli yerinde duruyorlar; şehirler, ülkeler ama eskisi kadar güzel olamayacaklar hiç bir zaman, bizim beraber gitmediğimiz hiç bir şehir hiç bir ülke eskisi gibi güzel olamayacak. Eskisi gibi güzel olamayacak tüm şehirler için içiyorum bak şimdi, hem de tüm sevgililerden nefret ederek. O sevgililer yüzünden filmi izleyemedim ya onlara huzur vermiyeyim diye, zaten film güzel de değildi, sensiz yaptığım hiç bi şey güzel değildi ki. Neden bi istikrar gösteremiyorum ben kararlarımda umrumda da değil gerçi. Umrumda olup olmamasına daha karar veremedim karasızlık belki de kötü kararlardan daha iyiydi. Şimdi bi karar daha veriyorum senden bahsetmemeye verdiğim kararı askıya alıyorum, beceriksizce aceleyle geçiştiriyorum bu kararımı, senden bahsetmeyeceksem anlamı kalmıyordu ki tüm kötü anlarımın hayatımda, bi amacı kalmıyordu iyi olmak için tüm kötü düşüncelerimin....
5 Mart 2013 Salı
BİZDEN
Uzayan cümlelerimden nefret ettiğini söyledin ben de nefret ediyorum cümlelerimden. Öznesi gizli, üstelik içinde bizi barındıran tüm cümlelerimden nefret ediyorum ben de aynı senin gibi. Bizden çaldılar zaten bizi, geriye senin acıklı benim ürkütücü; yalnızlığımız kaldı, yanımdasın ama cümlelerimden nefret ediyorsun ben de nefret ediyorum. Nefret etmek hem bu kadar yakışmamıştı ikimize de, yakışmayan o kadar çok şey yaptık ki ikimizde utanmıyoruz bile, utanmak da soylu bi davranış kimine göre bana göre kayıp. Tüm cümlelerimden nefret ettiğini söyledin, benim kelimelere olan düşkünlüğümü bile bile söyledin, bilerek söyledin, canımı acıtmak için söyledin, şimdi sırf sen nefret ediyorsun diye ben de nefret ediyorum tüm cümlelerimden, uzun kısa hepsinden. Hem sana da kurulmamıştı ki çoğu zaten, gizli öznesi sen değildin hiç birinin, sen hep eki oldun cümlelerimin çekim ekiydin hani başka bi türe dönüştürmeyen kelimeyi kökünü değiştirmeyen, sadece bi -ler -lar ekiydin. Şimdi daha çok nefret edebilirsin cümlelerimden daha çok nefret et, ben de nefret karşılığını bulmuşken. O şiirleri de sana yazmadım, hep üstüne alınıyordun içimden gülüyordum ben de, hem de kahkahayla, hiç biri sana yazılmadı. Hiç biri seni anlatmıyor yazılarımın daha çok nefret et hadi benden daha çok nefret et, o kadar nefret et ki ikimizde boğulalım o nefretin içinde, cümlelerimden nefret et şiirlerimden, yazılarımdan, benden, bizden....
uzayan cümlelerimden nefret ettiğini söyledin, anlamalıydım kaybettiğimiz duygularımızın içine sızan kelimeleri yerli yersiz ve fazla kullanarak uzattığım, eskittiğim, anlamını değiştirdiğim cümlelerimden nefret ettiğini anlamalıydım. Şimdi bi kere daha nefret et benden anlayamadığım için...
uzayan cümlelerimden nefret ettiğini söyledin, anlamalıydım kaybettiğimiz duygularımızın içine sızan kelimeleri yerli yersiz ve fazla kullanarak uzattığım, eskittiğim, anlamını değiştirdiğim cümlelerimden nefret ettiğini anlamalıydım. Şimdi bi kere daha nefret et benden anlayamadığım için...
2 Mart 2013 Cumartesi
SENDEN EVVEL
senden evvel
şiiriydim şehrin
sokaklarında dağılan yapraklarıydı
kelimelerim
senden evvel
tepeden tırnağa
sefildim
şiiriydim senden evvel
şairin
kalemine bulanan
yüreğiydim
düşlerle sarılı...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


