21 Şubat 2013 Perşembe
BIRAK
Senin canını acıtan ne biliyor musun? korka korka gırtlağını kestiğin anılarımızın can çekişi, öldürmeye hevesli halinle yas tutman senin canını bu acıtan. Kanırta kanırta tenimizden çekip almaya çalıştığın izlerimizin gitmeyişi, kazımak isteyip de doğum lekesi gibi kalmasını benimseyişin canını acıtan bu senin. Senin canını acıtan bana oksijen, nefesim; nefessiz kalırım yoksa; gittiğinden öte yol gidemedim, bastığından öte adım atamadım, taş gibi kaya gibi çakılıp kaldım tüm lanet kırık anılarımıza, ahlaksızlık edip sevişmelerimize sarıldım senin kurtulmaya çalıştığın. Kaçtın, sende bulmaya çalıştığım tüm iyi niyetlere inat kaçtın, peşin sıra geldi ya o lanet kırık anılarımız senin canını acıtan bu. Senin canını acıtan hayatım benim, inadına yaşadığım hayatım. Korkaktın ödlektin sen, senin olmayana kaçtın. Senin olmayan bi ana sızmaya çalıştın başaramadın canını acıtan bu senin. Bırak acısın canın usul usul, ölür gibi, umut eder gibi acısın canın. Anılarımızı beceriyor şimdi senin korkaklığın bırak acısın canın ben bıraktım.
19 Şubat 2013 Salı
SULARI
senin o rezil teninden çaldım
kendimi,
kırılan yoktu
hikayenin sonunda,
teslim olduğum
senin rezil tenindi,
bacaklarımın arasında
bulanık bi göl,
bak bi kendine
senin çaldığın kahpeliğim
tükürme
içine içine taşdığın
taşırdığın
uzanır mı
ucu dokunur mu bize
suları aşkın
şimdi.....
kendimi,
kırılan yoktu
hikayenin sonunda,
teslim olduğum
senin rezil tenindi,
bacaklarımın arasında
bulanık bi göl,
bak bi kendine
senin çaldığın kahpeliğim
tükürme
içine içine taşdığın
taşırdığın
uzanır mı
ucu dokunur mu bize
suları aşkın
şimdi.....
GÜZELDİ
Şimdi anlatma bana hayatı, geçip gidiyor işte; tüm küfürleri savurmadık mı zamanında utanmazca sağa sola, şimdi anlatma bahsetme olgunluktan. Olgun olmak isteyen de kim? Olgun olmak istemiyorum, unuttun mu defterlerimizde isimlerini sıralardık düşlerimizin, arasına küfürler sıkıştırırdık, unuttun mu her rezilliği yaptık senle atıldığımız otobüsler, kafeler, restoranlar oldu, şimdi bana olgunmuşsun gibi davranma değilsin benden de olmamı bekleme. Neden olgunluk neden bu konu? Yolunda gitmeyen bir şeyler mi var, mesela ilişkimiz mi? Anlaşıldı, bu kıvranma bundan, bu aptal olgunluk meselesi hepsi bahane, senin lanet bahanelerin. Şimdi tüm küfürleri sıralayacağım işte sana tıpkı eski günlerde olduğu gibi suratına suratına. Anlatma bahsetme bana olgunluktan gelecek günlerden bizden senden benden bahsetme. Şimdi ortaya çıktı nedenin, bahanelerinin nedeni, defol demem için mi geldin, defol git hayatımdan demem için miydi tüm bu kavga, bunun içinse defol, demeyeceğim işte defol demeyeceğim, diyemem ki.. Yanıldığımı söyle sadece lanet bi olgunluktu mesele de, ayrılmak aklımdan bile geçmiyor ayrılamam ki de, yanıldığımı söyle, boşuna telaşlandığımı boşuna üzüldüğümü boşuna parçalandığımı boşuna perperişan olduğumu söyle.... Anlatma hayatı, seninle yaşadım ben hayatı, seninle doldurdum defterlerimi, beraber mahvettik düşlerimizi beraber batırdık hayatımızı beraber yaptık ne yaptıysak şimdi sadece yanıldığımı söyle. Hayatın çarcur etmediği bi bizim ilişkimiz kalmıştı zaten, o da oldu! olgun değiliz biz olgunlaşmak bize yakışmaz ki senle dibine kadar çamura battık temiz yerimiz kalmadı ki neden şimdi olgunlaşalım ihtiyacımız yok buna, bizim birbirimize ihtiyacımız var, yanıldığımı söyle beni bırakmayacağını söyle. Bana bahsetme olgunluktan anlatma hayatı, hayat biz beraberken güzeldi... güzeldi....
17 Şubat 2013 Pazar
KENDİNE İYİ BAK
Söylenenler gibi gerçekleşmedi olaylar aramızda, tahmin edilenlerin aksi oldu hep. Birbirimiz için yaratılmıştık hani, o da yalan çıktı, o da fos çıktı tüm tabirlerini kullanmak istiyorum bu durumun. Şimdi pek de umrumuzda olmayan hayatlarımıza yalnız döndük, sanırım kendini kaptırmışsın sen de yeni düşlere. Hiç bitmezdi ki senle düşlerimiz, düşlediklerimiz hep imkansız olurdu, niye olmasın diye kurardık, ama beraber kurmak eğlenceliydi imkansızlığına düşlerin bi imkan bi olurluk katmak iyi geliyordu bize. Şimdi yalnız döndük hayatlarımıza, geri kalanını yalnız geçirmemek ümidiyle muhtemelen de o yönde olacağını düşünerek. Düşlerden bahsetmişken senin düşlerin komikti be hiç gerçeklik yoktu, sarsıp seni kendine gel bu asla olmayacak, sen de amma yaptın yani mahvetme derdin, mahvederdim bende inatla gerçekleşemez diye. Duy şimdi o düşlerin hiç biri gerçekleşemez ki. Karşılaştık geçen senle sokakta selamlaştık tokalaştık gülüştük hem de içten bi biçimde ki bu ürkütücüydü. Sanırım ürken bendim, sen de aynı şeyi yaratmamıştı ayrılığımız benden farklıydın sen. Sinir bozucu aslında neden ürken ben olmuştum neyse ürktüklerimizi bi kenara bırakmalı artık. Gerek yoktu aslında birbirimize hayatlarımızda, bundan bitti. Karşılaştığımızda gülüştük ya aklıma düşlerimiz geldi o an, senin de geldi belki de ondan o kadar sahici güldük ve sanırım ondan ben ürktüm ve sanırım sen ondan ürkmedin. Pis lanet huyum işte her devinimini açıklamaya çalışmam bedeninin ve kelimelerinin. Severdim kelimelerini, benim düşkünlüğümden mi kaynaklanıyordu kelimelere sevmem bilmiyorum ama. Bilmediğim çok şey var hala bilmeye de artık gerek yok ya o da ayrı bi konu. Sanki o alaturka şarkının coverı gibiydik kulakları patlatan cinsten, parçalayan cinsten, öldüren cinsten. Geriye yalnız döndük, yeni düşlerinin gerçekleşme ihtimalinin yüksek olması dileğiyle kendine iyi bak eski sevgili.
8 Şubat 2013 Cuma
EN İYİSİ
Aşkın sakıncalı halini almaya başladıktan sonra senle aramızdakiler zaten yeterince de başarılı olamamışken biz bu işlerde sanırım bitrimek en iyisiydi. Düşününce senle biriken anılarımızda kocaman eksiklikler vardı zaten, çok kullanılan bi kelimenin artık anlatım bozukluluğuna yol açması gibi sen de bende hayat bozukluluğuna yol açtın. Kulağa saçmalık gibi geliyor hayat bozukluluğu... Senin açından yasaklarla doluydu ilişki benim açımdansa tam tersi her şey mübahtı. Bakış açılardaki tersliklikler başta yenemedi ten uyumunu, güya kalpte uçuşan kelebekleri öldüremedi. Sonra önümüzde derin bi uçurum açıldı sen öbür tarafında kaldın, coğrafi bölgelerinde aşkın verimsiz topraklarına gömüldük yavaşça. Lanet kavgaları çok sevdiğimden mi oldu acaba diye de düşünüyorum kavgasız ilişki mi olurdu ya. Her şeyde de başarısız olunmazdı ki ama haksızlıktı bu, düşündüm kavgalarımızda başarılıydık yalan söylemede, hissetmeden sevgi sözcükleri söyleyebilmede; azımsanamayacak kadar başarılı olduğumuz konular da varmış sevindirici, ahlaksızca. Yeri değiştikçe aşkın içimizde genleşmeye başladı kavgalar, uzaklıklar. Her ilişkim bitmeye mi mahkumdu kader miydi bu, şüphesiz. Bitirmek en iyisiydi diye bakıp sonra bu da mı bitti diye kalakalmak. Ne kadar sığlaştırmışım oysa aşkın anlamını kendi içimde, baktığım yerden gel bi de sen bak ilişkimize aynı yerden, aynı taraftan, aynı uzaklıktan ama, bak bakalım ne yanlıştı bu ilişkide, yanlış çoktu soru yanlış oldu, boşver ya da soru sormaktan vazgeçtim. Olmadı kısmet değilmiş diye bitireceğim korkusu sardı şimdi beni, ilişkimizin bitmesinin tek sevindirici tarafı senin de üzülmen, rahatlıyorum bunu düşününce sen de üzülüyorsun, sanırım gerçek ilişki işte buydu. İkimizde sıkılmıştık doğru, her şey anlamsız bir şarkı sözüne dönmüştü, teomanın da en güzel hikayesi bitmişti, zaten başarılı değildik biz bi çok konuda, aşkın tehlikeli hallerine bürünmeye başlamıştı ilişki bitirmek en iyisiydi, en iyisi bitirmekti...
6 Şubat 2013 Çarşamba
GİDİŞ
Biçimsiz sonların gasbına uğradı ucuz kokulu hayalleri, gerçekleşmelerine saniyeler kala. Hayalleri vardı soluk renkli, ten rengine yakın seçilen giysilerin kombinleri gibi iticiydi de. Hayallerinden gemiler de yapmştı zamanında şimdi zamanı değildi belki de bunları anlatmanın gece yatarken sarılacağı hayalleri artık yokken.. Kalamış parkındaki kaydırak gibi yapayalnızdı, acıtmıştı canını onun gidişi. Gidişler üzerine yazılan onca yazı varken bi yenisini daha eklemek hiç de sevimli değilken satırları doldurdu usulca, onun gidişi. Üzerinde; kelimelerin yokluğunu anlatmaya seferber olduğu perişanlık vardı, bitiklik hani şu en acınılasından en vahiminden olan. Üzerinde tüm yenilmişliği vardı hayata, onun gidişiyle şimdi yeni anlamlar kazanan, kazanan da vardı hani bunca yenilmişliğinin arasından ne zavallıca. Hiç bi gidişte bu kadar yetkin olmamıştı kelimeler bu gidişi anlatmaya. Cuk diye oturmuştu her şey yerine, her şey yerli yerindeydi; onun gidişi, bu perişanlık seçilen bu zaman dilimi mükemmelce, bi gidiş ancak bu kadar güzel ayarlanabilinirdi, böyle kusurcuzca. Tertemiz bi gidişti, pırıl pırıl bi gökyüzünün altında yağmurda yıkanan tertemiz bi gidişti. Yalnızlığın bile artık bi tadı vardı damakları kamaştıran. Soluk hayallerinden intikam alırcasına tüm renkleri renksizleştirdi içinde gidişine duyulan kızgınlıkla. Kızgınlık sadece bi parçasıydı hislerinin kocaman yalnızlığı kırgınlığı incinmişliği onun gidişiyle somutlaşan hırçınlığı vardı. Üstelik bu kadar mükemmel bi gidiş vardı ortada sanki ilişki mükemmeldi de bitişi de mükemmel olmuştu. İlişkiden bahsetmek saçmalıktı bu kadar parçalayıcı bi gidiş vardı geçmişte yaşanılan ilişki artık umrunda değildi nerede hata yaptım nerede hata yaptık diye düşünmek ahmaklık olurdu. Başlayan neyse gidişiyle başlamıştı, ondaki bu kahrolmuşluk gidişiyle biçimlenmişti. Mevsimlerin tüm zaman dilimlerinde onun gidişinin izleri vardı. Hevessiz neşesiz nefessiz kalmıştı, tam bi olursuzluk vardı tüm olurların içinde. Gidişiyle değerlenen anlar serisinden yastıklar yapmıştı kendine tekrar uyuyabilmek için. Uzun yıllar, gürültülü yokluklar, soluk renkli hayaller vardı yaşanılmaya değer hayatla bir gidişe bağlanan hayat arasında...
3 Şubat 2013 Pazar
DÜŞÜN
İnsan kendine rakip istemez, başkasının başarısı onu çıldırtır, damarlarında haset dolaşır sinsice, karşısındakine güler aynadaki yüzüne güler, sonra hesaplar yapar içinden, hasetinden, insanoğlu işte bencildir, kendini düşünür, başkasının başarısına dayanamaz, çekemez. Nedense kabul edemez yanındakinin başarısını hele de kendikininden fazlaysa başarısı, başkalarının takdirini kazanmakda da öndeyse ondan, çıldırır delirir, bu durumun dışa vurumu karşısındakinin ayağını kaydırma çabalarıdır, bu çaba ki kutsaldır onun için hayatidir ve zavallıcadır. Oysa kabul etmek erdemdir senden daha başarılı işte senden daha iyi, senden fazla her konuda, bunu kabul etmek bir erdemdir. erdemlik mi evet ne arar insanoğlunda. Kendini bilmeyenler için: başarısızsın, zavallısın evet düşün bi yalnızsın da....
Kaydol:
Yorumlar (Atom)